Dijital Ürünler #106

#115・
2.23K

subscribers

130

issues

Subscribe to our newsletter

By subscribing, you agree with Revue’s Terms of Service and Privacy Policy and understand that Dijital Ürünler will receive your email address.

Dijital Ürünler
Dijital Ürünler #106
By Erman Taylan • Issue #115 • View online
Yılın son sayısından, 106. sayıdan herkese merhaba!
Sizi bilmiyorum ama şahsen yeni yılın havasına pek girebildiğimi söyleyemeyeceğım. Pandemi etkilerinin fazlasıyla devam ettiği, ekonomide işlerin oldukça karışık olduğu bir yıla daha merhaba diyeceğiz. Her şeye rağmen şimdiden hepinize mutlu, sağlıklı bir yıl diliyorum.
Dijital Ürünler'in bu sayısında web3 dünyası için no-code araç thirdweb, AngelList'in tamamen data odaklı ilk yatırım fonu, Hevo isimli veri entegrasyon aracı, Paribu'nun SHERPA satın alması ve son zamanlarda okuduğum iki kitap tanıtımı gibi çok sayıda içerik hemen aşağıda sizi bekliyor.
Bu arada hafta içinde İçerik Bulutu'nun geleneksel hale gelen Dijital Pazarlama Trendleri raporu da yayınlandı, benim görüşlerim de çalışmada oldukça zihin açıcı ve birbirinden farklı yorumlar var, göz atmadan geçmeyin derim.
Dijital Ürünler'i ilgisini çekecek arkadaşlarınıza ‘forward etmeyi’, sosyal ağlarınızda paylaşmayı unutmayınız. 2 bin kişiyi aşan bu komünitenin daha da büyümesine katkınız benim için çok değerli.
Keyifli okumalar!

Okuma önerileri: Öngörülemeyenler ve Girişimci Devlet
Önceki sayılarda kitap paylaşımlarım ilgi görmüştü, belki de bazılarınız için yeni yılın ilk kitapları :)
Önceki sayılarda kitap paylaşımlarım ilgi görmüştü, belki de bazılarınız için yeni yılın ilk kitapları :)
105. sayıda son dönemde okuduğum iki kitaptan bahsedeceğimi söylemiştim, söz konusu kitaplar:
‘Şimdilik algoritmaların kimin kontrolünde olduğunu biliyoruz, çok yakında bilemeyeceğiz’ diyen Abdula'nın kitabı, oldukça keyifli bir otobiyografi bölümüyle başlıyor. 1. Dünya Savaşı sonrası arz-talep dengesinin bozulmasıyla önce tüketim ekonomisi, ardından zihin keşifleriyle yaratıcı devir yani reklamcılık döneminin başlaması ve bugün geldiğimiz algoritmalar çağı… Reklamcılık ile algoritmalar arasındaki en temel fark ise teknolojinin tutum değiştirmek değil, direkt olarak insan davranışlarını değiştirmekle meşgul olması, ve kitap da genel olarak bu değişimi ve geleceğimizi irdeleniyor. Çok maruz kaldığımız bir konu olmasına karşın yalın bir dille ve klişeye hiç ‘düşmeden’ kaleme alınan kitapta Türkiye'ye özgü durumlar da oldukça net örneklerle işleniyor. Akan Abdula'nın ilk kitabı Öngörülemeyenler'i şiddetle tavsiye ederim.
İnternetin bizzat kendisi, GPS, Siri; şirket olarak bakarsak da Tesla, Google ve daha niceleri… Hepsi ABD'nin ar-ge yatırımlarını teşvik etmesi ve yetenekli insan kaynağını bu alanlarda çalışmaya itmesiyle hayata geçti. Tüm bu başarı hikayelerine rağmen Trump bütçede düşüş planları yapsa da kendisinin görevi bırakmasının ardından ABD hala önemli boyutta yatırımlara devam ediyor. Özel sektör ise (karar vericiler) daha yüksek bireysel kazanç yani hisse fiyatlarını yükseltmeye oynar halde… En kısa özetiyle kitap; devletlerin hemen bugün ticarileşemeyecek, özel sektörün ‘uğraşmak istemediği’ alanlara yatırım yapmaya ve bu alanlara en yetenekli kişileri çekmek için çaba göstermeye karalılıkla devam etmesi gerektiğini söylüyor.
Tabii ülkemiz açısından bakarsak ne yazık ki çok uzun vadeli yatırım ve stratejilerden bahsetmek pek de kolay değil. En basiti girişimlere devlet desteğinin her şeye rağmen iyi bir düzeyde olduğunu düşünüyorum ama konu devletin ar-ge yapmasına gelince hala gitmemiz gereken çok yol var. Mazzucato'nun kitabını da teknoloji alanında farklı bir bakış açısı kazanmak isteyenlere tavsiye ediyorum.
PS: Akan Abdula'nın kitapta bahsettmediği ama içinde olduğumuz (biraz da ‘karamsar’) durumun ‘vahimliğine’ dair geçtiğimiz hafta tanıştığım bir kavramı da bu bölümü kapatmadan eklemek istiyorum: Targeted Dream Incubation (belki ileriki sayılarda daha detaylı olarak söz ederim).
AngelList, tamamen data odaklı yöneteceği ilk fonunu duyurdu
AngelList yıllar içinde öyle komple bir ürün haline geldi ki şu cümleyi kendi webinar'larında duymak mümkün: "AngelList is like AWS for a venture firm"
AngelList yıllar içinde öyle komple bir ürün haline geldi ki şu cümleyi kendi webinar'larında duymak mümkün: "AngelList is like AWS for a venture firm"
Bir önceki sayıda yatırım dünyasının nasıl değiştiğinden ve değişime aday olduğundan sizlere bahsetmiştim. Geride bıraktığımız haftada AngelList; $25m büyüklüğe sahip, tamamen data odaklı kararlarla yöneteceği yeni fonunu duyurdu: ‘AngelList Early Stage Quant Fund. AngelList neydi diyenler için; özellikle ABD'de çok yoğun bir şekilde kullanılan pazar yeri platformu, startup'lar için kurucu veya şirket olarak profil açıp iş ilanı yayınlayabilecekleri ve yatırımcılarla buluşabilecekleri bir platform. Aynı şekilde bireysel yatırımcı veya yatırım grupları platform üzerinden yatırım yapabiliyor, hatta AWS gibi bir yatırım arayüzü olarak AngelList'i konumlandırabiliyor.
100 girişime $250k'lık tutarlarda yatırım yapacak fon; platformda gerçekleşen iş başvuruları ve kurucu ortak profillerinin analizi gibi verilerle beslenecek. Her çeyrekte 2 milyon iş başvurusuna aracılık eden AngelList'i yatırımcılar da gerek bireysel gerekse grup olarak (SVP) oldukça yoğun bir şekilde kullanıyor. Startup'ların metrikleri de belirli durumlarda platformun sahip olduğu bir diğer veri türünü oluşturuyor. Diğer yandan ‘due diligence’ yani startup'ların hukuki ve finansal açıdan incelemeye tabii tutulması nasıl olacak bir soru işareti olarak duruyor.
Sizlere yine bu satırlarda bahsettiğim Clearbanc gibi platformlar geçmişte veri odaklı yatırıma (‘quant investing’) imza atmış olsalar da AngelList'in fon hamlesi; bu iş için kurulmamasına rağmen tüm veriye kendi içinde zaten sahip olmasıyla ayrılıyor. Küçük tutar ile çok sayıda işlemi hedefleyen fon, yatırım işinin ‘art’ bölümünden biraz uzak kalıyor olsa da ‘science’ tarafını fazlasıyla karşılıyor diye düşünüyorum. Tabii aklıma benzer amaçlarla kullanılan LinkedIn de quant investing'e girse ne olur veya uzun vadede ‘rekabet hukuku’ açısından konuya nasıl bakılır gibi sorular da gelmiyor değil…
Ne de güzel bir satın alma... SHERPA -> Paribu
Key Fruit günlerinden beri takip ettiğim, Türkiye'nin UI/UX hatta daha genel anlamda dijital üretim alanında öne çıkan şirketlerinden SHERPA, kurulduğu ilk yıl TL koyup ilk kripto paramı satın aldığım Paribu tarafından satın alındı.
Oyun sektöründe teknoloji devlerinin oyun stüdyosu satın almaları bir yana; SHERPA gibi servis şirketlerini (şirketin DaaS iş modeline de atıfta bulunmaya fazlasıyla değer), benzer alanda faaliyet gösteren global devlerin/danışmanlık şirketlerinin değil de bambaşka bir iş modeline sahip bir şirketin satın alması çok sık şahit olduğumuz bir gelişme değil.. Dünya üzerinde bile bu gibi yetenek satın almalarına (‘acqui-hiring’) az sayıda örnek varken Türkiye'de benim hatırladığım ilk olan bu satın alma için her iki tarafı da kutluyorum.
Paribu'nun bir teknoloji şirketine dönüşmesinde, hem yurtdışı açılımı hem de yeni finansal ürünleri bünyesine katma yolculuğunda eminim SHERPA ekibinin büyük katkısı olacaktır. Diğer yandan bu satın almanın ülkemiz yaratıcı üretim ajanslarının orta-uzun vadede daha ileri gitmesine de olumlu etkisi olacağına eminim. İlerleyen dönemde tahminim; hem kurumsal şirketleri hem de teknoloji startup'larını bu gibi satın almalarda daha çok göreceğiz. UI/UX dışında yazılım geliştirme şirketleri ve ‘venture builder’ modeline sahip şirketler ilk aklıma gelen dikeyler.
Sevgili Yakup Bayrak ve tüm ekibe kocaman tebrikler ve selamlar!..
Şimdi sırada gözüme takılan iki ürün var…
thirdweb: Web3 için 'no-code' geliştirme platformu
NFT koleksiyonu veya yeni bir token oluşturabildiğiniz platform, bu NFT ve token'ların bir uygulama içinde kullanılması için gereken geliştirme süresini saatlere indiriyor
NFT koleksiyonu veya yeni bir token oluşturabildiğiniz platform, bu NFT ve token'ların bir uygulama içinde kullanılması için gereken geliştirme süresini saatlere indiriyor
Gary Vaynerchuk ve Mark Cuban gibi isimlerin $5m tutarındaki tohum yatırımlarıyla kurulan thirdweb; web3 dünyası için ‘no-code uygulama geliştirme platformu’ olarak tarif edilebilir. Blockchain tabanlı oyunlar, NFT ve token tabanlı uygulamalar ve hatta DAO'lar geliştirmenize, akıllı kontrat oluşturmanıza ve tüm bunları SDK yardımıyla halihazırdaki uygulamalarınıza entegre etmenize yarayan platformun gelir modeli tamamen komisyona (NFT ve token satışıyla oluşan) dayanıyor, diğer bir deyişle kullanıcılarınızdan ücret almıyorsanız thirdweb de ücretsiz.
Şimdiden 1000 geliştiricinin kullandığı ve 500'den fazla uygulama geliştirdiği platformun kurucu ekibi de oldukça tecrübeli isimlerden oluşuyor. Kuşkusuz thirdweb'i web3 dünyasını daha da iyi anlamak veya bu alanda uygulama geliştirmek için de bir başlangıç noktası olarak kullanabilirsiniz. web3'ün geleceği hakkında konuşmak şu aşamada biraz kehanette bulunmak gibi kalıyor ama thirdweb'in orta-uzun vadede adından sıkça söz ettireceği kesin gibi.
Bu kadar Web3 demişken; her ne kadar bazıları tamamen merkezi yapıdan bir dünya beklentisinden olsa da ben aşağıda görüşlerinden bir kuple gördüğümüz Jack Dorsey ile aynı taraftayım. 100 binlerce dolarlık cihazlara sahip olmadan, hatta milyarlarca dolarlık altyapı yatırımı yapmadan merkezi olmaktan bahsetmek ‘biraz’ zor…
jack⚡️
You don’t own “web3.”

The VCs and their LPs do. It will never escape their incentives. It’s ultimately a centralized entity with a different label.

Know what you’re getting into…
Hevo: Gerçek zamanlı olarak data toplama ve dağıtma işinin Zapier'i
Hafta içinde aldığı $30m tutarındaki yeni yatırımını duyuran Hevo Data, en basit şekliyle şirket içinde Snowflake, Google BigQuery ve Amazon Redshift gibi veri yönetimi platformlarıyla (bu direkt olarak MySQL gibi bir veritabanı da olabilir), buraları besleyen kaynakları (Intercom, Jira, Spopify, Segment, Hubspot gibi…) entegre eden no-code bir araç olarak konumlanıyor. Örneğin MySQL'de gerçekleşen bir veri akışını PostgreSQL'e taşımanız da pekala mümkün.
Her departmanda farklı verilerin işlendiği ve daha da farklı verilerin izlenmesi gerektiği probleminden yola çıkan Hevo, bunun için tüm entegrasyonları oldukça hızlı bir şekilde yapabilmekle öne çıkıyor.
1000'in üzerinde müşterisi olan Hevo, özellikle ‘internal’ amaçlar, tüm şirketin aynı dili konuşabilmesi ve OKR gibi metodolojilerin daha verimli uygulanabilmesi gibi motivasyonlarda oldukça faydalı bir ürün gibi duruyor. 1 milyona kadar event‘i ücretsiz olarak sunan Hevo'yu dilerseniz bazı küçük çaplı konularda deneyimleyebilirsiniz.
Vee geldik kapanışa...
Bana e-bültenle ilgili yorumlarınızı iletmek için her zamanki gibi direkt olarak bu e-postaya yanıt verebilirsiniz.
Bir aksilik olmazsa 11 Ocak Salı günü, hatta ‘seneye görüşmek üzere’… :)
Mutlu yıllar!
Did you enjoy this issue?
Erman Taylan

Ürün geliştirme, yazılım ve girişimcilik dünyası üzerine notlarım.

Her iki haftada bir Salı sabahları görüşmek üzere!

In order to unsubscribe, click here.
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here.
Powered by Revue
Beyoğlu, Istanbul