View profile

Dijital Ürünler #107

Dijital Ürünler
Dijital Ürünler #107
By Erman Taylan • Issue #116 • View online
2022'den, Dijital Ürünler'in 107. sayısından herkese merhaba! Yeni yıl hedeflerinin güncelliğini koruduğunu umarak 107. sayıya hoş geldiniz diyorum. :)
Bu sayıda Web3 dünyasının neresindeyiz sorusuna bazı öne çıkan istatistiklerle beraber yanıt aradım, hisse sahipliğine yeni bir bakış sunarak kurulan Karbon Solutions Venture Builder modelini inceledim, GitHub'ın 2021'i değerlendirdiği Octoverse çalışmasını yorumladım, DoorDash'in WeDash çıkışını aktardım ve AR'ı çok yerinde kullanan bir örneği ele aldım. Umarım keyifle okursunuz. Her zaman olduğu gibi 101 tadındaki içeriklerden ziyade tükettiğim içeriklerden aklımda kalanları sizler için derledim diyebilirim.
🎙Bu sayıda size bir sorum var, Dijital Ürünler e-bülteninde geçen bir konuyu veya konuları ele aldığım, 5-10 dakikalık bir podcast kaydını her sayının içinde bulsanız nasıl olurdu? Dijital Ürünler Podcast'ine dair yorumlarınızı çok merak ediyorum, bu e-postaya yanıt vererek bana kolayca ulaşabilirsiniz.
Dijital Ürünler komünitesinin daha da büyümesi için Twitter ve LinkedIn'de e-bülteni paylaşmayı, (çalışma) arkadaşlarınıza forward etmeyi unutmayın diyerek girişi sonlandırıyorum.
Keyifli okumalar!

Web3'ün neresindeyiz?
Mist isimli tarayıcının taa 2014'teki konsept tasarımında tasvir ettiği dünyaya sanırım artık çok az kaldı :)
Mist isimli tarayıcının taa 2014'teki konsept tasarımında tasvir ettiği dünyaya sanırım artık çok az kaldı :)
OVR ismindeki ‘decentralized AR deneyim platformununkendi sitesinde açıkladığı verilere göre son bir hafta içinde satın alımların yüzde 95‘i ülkemizden gerçekleşti, üstelik dünya üzerinde popüler olan bir platformdan bahsediyorum. :) Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada Metaverse ve benzeri akımlara karşı inanılmaz bir 'kapılma arzusu’ var. Özellikle işin içine para kazanma da eklenince bu arzu başka boyutlara taşınıyor. E-bültenin hemen başında Metaverse'le ilgili değil, çok daha olgun ve ‘elle tutulur’ olduğunu düşündüğüm Web3 ile ilgili son dönemde tükettiğim içeriklerden bazı öne çıkan sayıları ve aklımda kalanları derlemek istiyorum size.
Utility yani gerçek hayatta ‘bir işe yarayan’ token‘ların tam olarak nerede işe yarayacaklarını merak ediyorsanız Web3 aslında en kısa özetle işte bu evreni tarif ediyor desem yeridir. :) Peki bu evren şu an hangi aşamada? Hemen bir örnekle açıklamaya çalışayım, dünyaca ünlü kripto cüzdan Metamask'in aylık aktif kullanıcı sayısı (MAU) sadece 10 milyon, kullanıcıların cüzdanlarından yaptıkları günlük harcamaların toplamı ise 300 milyon dolara dayanmış durumda (bazı kaynaklarda MAU 21 milyon olarak geçiyor ama daha fazlasına rastlamadım).
Web3 kendi içinde oldukça büyük bir ’network effect‘ sahibi. Discord ve Slack gibi komünitelerde doğan ve büyüyen ürünler erken benimseyen bulmakta çok da zorlanmıyorlar. Diğer yandan token ekonomisi gereği içeri giren kullanıcıların başkalarını hem ürünü kullanarak hem konuşarak davet ettiği bir dünya var. Uzun lafı kısası 10 milyon belki kulağa çok gelmiyor ancak potansiyel büyük.
Bir diğer önemli istatistik ise Web3 şirketlerinin gelirlerine göre dağılımı. Severek takip ettiğim Tomasz Tunguz'un blogunda yer verdiği tabloya göre bugün için gelirim önemli bölümü (%78) blockchain'lerde. NFT'ler % 6, DeFi protokolü ise sadece %4. Web3 dünyasında yoğun kullanımını öngördüğüm ve 2021 yılında 13 milyar dolar üzeri hacime sahip olan NFT'nin ve gelecekte yine Web3 ile özdeşleşecek DeFi'nin payı şu an için çok düşük. Bu da yaşayacağımız dönüşümün potansiyelini yine ortaya koyuyor.
Benedict Evans'ın şu podcast'te çok güzel söylediği gibi; işin özü halihazırda bulunan teknolojilerin ’rebrandind‘ ile yeni bir pazar oluşturması. Ama adına ne derseniz deyin Web3; dünyanın en parlak beyinlerinin ve en etkili sermayesinin yıllardır üzerine kafa patlattığı bir alan olarak Metaverse'den çok daha elle tutulur bir halde ve yukarıdaki bir kaç istatistik bile potansiyelin ne kadar büyük olduğunu anlatmaya yetiyor.
Bu bölümü sonlandırmadan önce önümüzdeki sayıda detaylıca incelemeyi düşündüğüm Wiser mobil uygulamasında, on farklı linkten oluşan bir Web3 kürasyonu oluşturdum. Mobilden bu linke tıklayıp uygulamayı indirdiğinizde ulaşabilirsiniz. Wiser ise en kısa haliyle tükettiğiniz içerikleri linklerden oluşan birer kürasyon olarak paylaşmanıza yarayan bir ’informal learning‘ uygulaması olarak konumlanıyor.
Karbon Solutions: Hisse sahipliğine yeni bir bakış üzerine kurulan Venture Builder
Geçtiğimiz hafta içinde Edelkrone'dan hatırlayacağımız Kadir Köymen, yeni bir anlayışla hayata geçireceği Venture Builder girişimini duyurdu: Karbon Solutions. Sadece dijital ürünleri veya yeni kurulacak şirketleri kapsamayan Karbon, yeni bir şirket kurma veya büyütme modeli olarak öne çıkıyor. Karbon Model'e dair detayları Google Drive‘daki dokümantasyonda bulabilirsiniz.
Hisse sahipliğinde yeni bir model ortayan koyan Karbon; şirkette çalışan kişileri 'geliştirici’ ve rutin işler yapan olarak ikiye ayırıyor. Şirket yönetiminde de çalışanların koyduğu emeğe göre söz sahibi olduğu Karbon'da, şirket yönetimindeki tüm süreçler ise dijital bir araçla, olabildiğince şeffaf yönetiliyor. Temel olarak birinci gruptaki sürdürülebilir bir değer üreten çalışanların günümüze kıyasla daha yüksek gelir (veya hisse) elde etmesini teşvik eden model aslında ESOP'a (‘Employee Stock Pption Pool’) farklı bir bakış olarak da görülebilir.
Karbon Model'in getirdiği/inandığı iki zorunluluk var. Birincisi; şirketin elde ettiği gelirin %80'ini birinci gruptaki çalışanlar sayesinde elde ediyor olması. İkincisi de şirketin karının 2/3'ünün tekrar şirkete sermaye olarak konulurken (bu da bir zorunluluk), ortaya çıkan yeni hisselerin %80'den fazlasının yine bu ilk gruba verilmesi (rutin işler yapanlar da daha düşük oranla da olsa bu hakkı elde ediyor), tahmin edebileceğiniz gibi böylece birinci gruptaki çalışanların hisse oranı şirket başarılı gittikçe artıyor.
ESOP için günümüz teknoloji dünyasından ortalama bir oran vermek gerekirse; kurucu ortaklar dışında hepimizin adını bildiği, çok hızlı büyüyen şirketlerde %5 civarında bir havuz ayrılıyor diyebiliriz. Karbon özetle hem bu oranı yükseltiyor, hem de daha kolay (dijital olarak) yönetilmesini sağlıyor.
Aslında tam da bir DAO (Decentralized Autonomous Organization) olarak yönetilebilecek bu kurgu nerelere gidecek zamanla göreceğiz. Ama sermayenin yoğun olarak gerektiği ve rekabetin her alanda çok fazla olduğu günümüz dünyasında Karbon Model yeterince sermaye çekebilir mi, söz konusu sermaye olmadan da başarı gelir mi soru işaretlerim büyük.
Diğer yandan daha önce de e-bültende bahsettiğim ‘profit sharing’ ve benzeri modellerin hızla yükselmeye devam edeceği de net bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
GitHub'ın 'The 2021 State of the Octoverse' raporundan öne çıkanlar
JavaScript son 10 yıldır olduğu gibi platformdaki en popüler programalama/betik dili, listenin ve raporun tamamına görsele tıklayarak gidebilirsiniz
JavaScript son 10 yıldır olduğu gibi platformdaki en popüler programalama/betik dili, listenin ve raporun tamamına görsele tıklayarak gidebilirsiniz
Geçtiğimiz senelerde yine e-bültende sizlere taşıdığım Octoverse'ün 2021 versiyonunu kaçırmıştım, neyse ki Fuat Beşer'in şu tweet'iyle yakaladım. :) GitHub'ın yıl sonlarında yaptığı geniş çalışmada, hem teknolojileri hem de yazılım geliştirme dünyasındaki trendleri takip etmek oldukça keyifli oluyor. Aşağıda notlarımı bulabileceğiniz bu çalışma, 4 milyondan fazla kod deposu (‘repository’) ve 12 binden fazla geliştiriciyle yapılan anketten çıkarımları içeriyor.
Bünyesinde 70 milyondan fazla geliştiriyi bulunduran, kurumsal şirketlerde çalışan geliştiricilerin de sıklıkla kullandığı GitHub'ın 2021 sonunda yayınladığı Octoverse‘ünden sizler için çıkardığım notlar:
  • Pandemide tam zamanlı (çalışma süresinin yarısı ve fazlasını kapsıyor) olarak ofisten çalışan geliştiricilerin oranı %40'dan %10'a düşmüş. Tamamen remote çalışanların oranı ise %40'a dayanmış. Şahsi tahminim pandemi tamamen bittiğinde de (ki bu ne zaman olacak acaba?) bu oranlar geçmişe dönmeyecek aksine remote'a doğru kayacak. Büyüklüğü ve konumu hiç fark etmeksizin tüm şirketlerin ürün takımlarını remote çalıştırma opsiyonu sunuyor olması lazım.
  • Developer Marketing‘ gibi ’Developer Experience‘ da son yılların önde gelen 'gerekliliklerinden’. Yalnızca dışarıya API veya SDK sunan şirketler için değil, şirket bünyesinde çalışan geliştiricilerin deneyimlerini iyileştirmek de şart. Deneyimin en önemli bölümünü ise dokümantasyon oluşturuyor. Ankette çıkan sonuç; iyi bir dokümantasyon verimliliği %50 arttırıyor. Ankette de yer aldığı üzere; açık kaynak projelerde oldukça önemsenen dokümantasyona şirket içindeyse aynı önemin verilmemesi yakın zamanda değişime uğrayacaktır. ‘Code needs documentation to become a project’ mottosunu da çok sevdim :)
  • Developer Experience demişken; otomasyon oldukça öne çıkan bir olmuş. GitHub'ın Actions özelliğinin de kullanım oranı ve getirdiği verimlilik oldukça yüksek. Bu alanda fırsat olarak da görebileceğimiz başlık ise arama, ‘internal code searching’.
  • Son olarak ülkemizdeki GitHub üyelerinin sayısı 2020'de 590 binlerdeyken 2021'de bu sayı 860 binlere yükselmiş. Büyüme oranı olarak Türkiye tüm dünyada zirveye oynuyor.
DoorDash tüm çalışanlarının ayda bir 'dağıtıma çıkmasını' istiyor
Bugüne kadar 2.5 milyar dolar yatırım alan ve borsada da listelenen DoorDash; adını WeDash koyduğu, tüm masa başı çalışanlarının ayda bir kez ‘dağıtıma çıkmasını’ kapsayan projesini tekrar devreye aldı. İnsanların şirket e-postalarıyla giriş yapabildiği anonim bir sosyal medya uygulaması olan Blind'daki çalışan yorumları ise hiç ama hiç olumlu değil. :)
Türkiye'de de özellikle ürün takımlarında çalışanların iş modeline göre emlakçıyı/galeriyi ziyaret ettiği örnekleri hatırlıyorum, bana soracak olursanız da kesinlikle son derece faydalı bir uygulama. Zira özellikle ürün takımlarında (ama şirketin tamamında); geliştirilen platformun gerçek kullanıcılar için hangi koşulda, ne zaman, nasıl ve hangi duygulularla kullanıldığı hissinin karşı tarafa geçmesi çok ama çok kritik. B2B uygulamalarda bunu kullanıcı görüşmeleri ve bir takım analitik platformlarının yardımıyla anlamak bir nebze daha kolayken; sahada kullanılan, B2C veya B2B2C modellerde empatiyi arttırmak için böyle projelere ihtiyaç daha da artıyor. Ofiste kredi skorlama, alternatif kredi modelleri üzerine kafa patlattığım 2020 yılında yaptığım bir mağaza ziyaretini hatırlıyorum da; mağazada çalışan personel karşısında müşterinin kredi sonucunu beklediği o anı 4-5 metre uzaktan izlerkenki hisselerim hala dün gibi aklımda…
Bu haberde bence dikkat çeken nokta, yılda $200k dolar ve üzerinde kazanan yazılım geliştiricilerin WeDash'e verdiği tepki. 104. sayıda sizlere Decentralized Collective Action (DCA) hakkında bir makale aktarmıştım, makalenin bazı noktalarda ne denli isabetli çıkarımlar yaptığının adeta bir kanıtı gibi bu tepki. Teknolojinin hızlı gelişimi, teknoloji geliştirenler, teknolojiyi mümkün kılan insanlar ve ürünü kullananlar arasındaki mesafeyi de hızla açıyor…
Metaverse bir yana; AR uygulaması ile hayatını kaybeden bir insan nasıl anılır?
Başlığa ‘Metaverse bir yana’ diyerek başladım, neden diye soracak olursanız; hemen yukarıda birince maddenin girişine bakabilirsiniz. Şimdi sizlere bahsetmek istediğim uygulama ise yine AR teknolojisi ile yapılmış, amacına da fazlasıyla hizmet eden başarılı bir örnek: Breonna’s Garden (Android, iOS).
Microsoft ve Unity gibi şirketlerin de destek verdiği ve Kasım ayında yayınlanan bu uygulama; polis cinayeti sonucunda hayatını kaybeden Breonna Taylor'ı anmak üzere hayata geçmiş, AR'ın yerinde/doğru kullanımı ile öne çıkan bir iş olmuş.
Uygulamayı telefonunuza indirdiğinizde önce içinde bulunduğunuz ortamı tarıyor ve ardından karşınıza AR ile adeta bir ‘anı bahçesi’ getiriyor; Breonna'nın arkadaşları ve ailesinin mesajlarını izlemek, bahçede gezindiğinde insanların bıraktığı diğer mesajları dinlemek mümkün oluyor. Uygulamanın ana motivasyonlarından birinin ses getirmek ve tabii Breonna'nın unutulmamasını sağlamak olduğunu düşünürsek; fikrin ve uygulanışının başarısını kabul etmek hiç zor değil.
Vee geldik bir sayının daha sonuna...
Umuyorum ki bu sayıyı da keyifle okudunuz, buraya kadar ‘scroll etme zahmetinde bulunanları’, hemen aşağıda NFT'ler ile ilgili South Park'tan keyifli bir video bekliyor.
Bana ulaşmak için okuyor olduğunuz e-postaya yanıt verebilirsiniz. Girişte bahsettiğim gibi Dijital Ürünler Podcast ile ilgili görüşlerinizi de özellikle bekliyorum.
25 Ocak Salı günü görüşünceye kadar kendinize iyi bakın, sevgiler..
Did you enjoy this issue?
Erman Taylan

Ürün geliştirme, yazılım ve girişimcilik dünyası üzerine notlarım.

Her iki haftada bir Salı sabahları görüşmek üzere!

In order to unsubscribe, click here.
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here.
Powered by Revue
Beyoğlu, Istanbul