Dijital Ürünler #117

#128・
2.23K

subscribers

130

issues

Subscribe to our newsletter

By subscribing, you agree with Revue’s Terms of Service and Privacy Policy and understand that Dijital Ürünler will receive your email address.

Dijital Ürünler
Dijital Ürünler #117
By Erman Taylan • Issue #128 • View online
Dijital Ürünler'in 117. sayısından herkese merhaba! ‘Hustle as Strategy’ ve ‘The Voltage Effect’ kavramları, Neol ve Reach ürünleri, hibrit çalışmanın yerleşmesi, son olarak Sequoia‘nın ekonomik uyarısı ile bunun düşündürdükleri hemen aşağıda sizi bekliyor.
E-bülteni paylaşmayı unutmayın, aynı şekilde Dijital Ürünler Yetenek Kolektifi'ne göz atmayı da. :)
Keyifli okumalar!

Sequoia Capital: 'R.I.P. Good Times' (v2)
Görsel kaynak: TechCrunch - Sequoia Capital plays Nostradamus (again)
Görsel kaynak: TechCrunch - Sequoia Capital plays Nostradamus (again)
Son haftalarda yurtdışında çok fazla işten çıkarma (ya da küçülme) haberi okuduk. Mayıs ayında işten çıkarılan teknoloji şirketi çalışan sayısı 15 bin, 2020'den bu yana 127 bin 870.
#116'da Y Combinator'ın yayınladığı mesajı sizlerle paylaşmıştım hatırlarsanız, orada da atıfta bulunduğum Sequoia Capital; 2008 yılı (ekonomik kriz için ‘R.I.P Good Times’) ve Mart 2020'de (Covid-19 için ‘Black Swan’) yayınladığı yazılardan sonra şimdi de yaptığı sunumla gündemde. Amacım kesinlikle bir korku iklimi yaratmak değil, ancak tüm dünyada konuşulan gündemi sizlere aktarmaya çalışacağım.
The Information Sequoia'nın sunumunu ödeme duvarı arkasına koyduğu için ben de paylaşmıyorum ancak okuduğum kadarıyla Sequoia'nın altını çizdiği şeyler aşağıdaki gibi. Belki değişik veya beklemediğiniz bir içerik olmayacak ama toplu halde görmek bi nebze etkileyici olabilir. Bi adım geriye atıp aslında büyük resmi görmekten bahsediyorum.
  • 2000 yılındaki .com patlaması sırasında fonun başındaki isimlerden Michael Moritz girişimlerine; hızlı bir şekilde karlılığa odaklanmaları ve ‘gereksiz’ masrafları kısmaları gerektiğini söylerken verdiği mesaj temelde şuydu: ‘become a business’. Bugün de Sequoia alarm butonuna basmıyor ama bazı şeylerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor, yani mentalite değişimi şart.
  • Sequoia'ya göre konunun özellikle girişimcileri ilgilendiren kısmı paranın artık çok daha değerli olması, bunun da en basit açıklaması tüm dünyada yükselen faizler. Ve işin kötüsü bu düşüş V şeklinde bir ivmeyle tekrar dengeye oturmayacak, V'nin ikinci parçası yatayda uzun bir çizgi çizecek; yani eski piyasa şartlarına geri gelmek uzun sürecek. Tüm dünyada etkisini hissettiren enflasyondan daha kötüsü yakın gelecekteki enflasyon beklentisinin son on yılların en yüksek seviyesinde olması. Savaş ve enerji krizi; üzerine pandemide yine tüm dünyada basılan paralarla beraber 2022 ile beraber halka açık pazarladan başlayarak krizi hissetmeye başladık. Sunumda geçen bir enflasyon örneğine göre (ülkemizle kıyaslamak adına değerli) altı ay içinde ev kredisi maliyetinin %67 arttı ve bu da son 50 yılın en yüksek artışı. Nasdaq'ın son altı aydaki düşüşü ise %28. Bu da son 20 yıldaki en yüksek 3. düşüş. Nasdaq düşüşünü 2000 ve 2008 ile kıyasladığımızda bugünkü düşüş iki krizi de geride bırakıyor.
  • Halka açık piyalarda; ğandeminin başına kıyasla halka açık yazılım, internet ve fintech şirketlerinden %61'i daha düşük piyasa değerine sahip. Söylemeye gerek yok ama; bugün erken aşama girişimler de değerlemelerini halka açık piyasalardan geriye doğru gelinerek buluyor. Üstelik geçmişte olduğu gibi hegde fonlar halka açık olmayan piyasalara artık, gelmiyor, gelemiyor…
  • Bu kadar olumsuzluğun içinde dün ulaşamayacağınız (sizi tercih etmeyecek ve o kadar yüksek maaş ödemeyeceğiniz) yeteneklere bugün ulaşabilmek bir fırsat. Değişime en hızlı uyum sağlayan ve doğru planlama yapan şirketler V dünkü seviyesine geldiğinde kazananlardan olacak.
  • At Sequoia, we believe that the one who wins is the one most prepared. How do you prepare? We have a simple checklist: You have to prepare yourself + You have to prepare your team + You have to prepare your company.’
Bu ilk maddeyi noktalamadan önce ‘2022 Startup Sentiment Surveysonuçları da ilgi çekici olabilir…
'Hustle as Strategy'
Sizi 1986'da yazılmış bir HBR makalesine götürmek istiyorum: bir akademisyen olan Amar Bhidé imzalı; ‘Hustle as Strategy’. Ana fikir ‘en iyi strateji, en iyi execution'dır’ mottosuna dayanıyor.
Baktığımızda bazı istisnai konular ve şirketler hariç bilgi yayılımının maksimumda olduğu günümüz dünyasında finans, mobil, SaaS, B2B iş uygulamaları ve daha bir çok kategoride en doğru yolu, ne yapmak gerektiğini neredeyse herkes biliyor, tahmin edebiliyor. Burada ana farkı yaratan ne kadar ‘hustler’ olunabildiği; makalenin anlatmaya çalıştığı özetle bu paragrafta okuduğunuz gibi diyebilirim. Bir başka deyişle, sadece iki kelime ile işin özeti: ‘numbers game’.
Gelin kısa bir beyin jimnastiği yapalım, hepimizin kullanıcısı olduğu bankacılığı seçelim. Şu an Türkiye'de bankacılık sektöründe orta ve yüksek ölçüde çığır açacak fikir(ler) eğer varsa, ki bence fazlasıyla var, bunları herkes az çok biliyor diyebilir miyiz? %99 oranla, evet. Sırların olmadığı, yeninin çok hızlı eskidiği ve çoğu yeniliğin hızla taklit edilebildiği günümüzde örneğin tüm bankalar stratejilerini birbirleriyle paylaşsalar bir şey değişir miydi? Tabii ki sektörün 1. oyuncusuyla 10. oyuncusunun aynı execution'ı ortaya koymalarının farklı ölçekte etkileri olacak, ancak bulunulan konum oranında büyüme sağlamak pekala mümkün. Execution‘da en kritik faktör ise yetenek, yani o hustle felsefeyi ortaya koyabilecek, ve bunda inat edebilecek kişiler (commitment).
Makale ayrıca en iyi şirketlerin; rakiplerinin ne yaptığından ziyade içe dönüp execution'a müşteriye odaklandığını, üst yönetimin de en çok işe alım ve yetenek yönetimine kafa yorduğunun altını çiziyor. Evet belki aradan geçen sürede yeteneğin tanımı, çalışma şekli (aşağıda bir örneğini göreceksiniz) ve yeteneği tutundurmanın formülü değişti ama yeteneğin önemi hiç değişmediği gibi arttı.
Yukarıda paylaştığım ve 1984'te yazılan HBR makalesinde uydu alıcısı yerine AI, faks makinası yerine blokchain'i koyalım; değişen teknoloji ve büyüme taktikleri dışında makale 2022'de de, 2030'da da güncelliğini koruyacaktır.
'The Voltage Effect'
Freakonomics podcast'inin 494. bölümünde (Why Do Most Ideas Fail to Scale?) haberdar olduğum ‘The Voltage Effect’ aslında Ekonomi Profesörü John List imzalı bir kitabın ismi. ‘Scaling isn’t an art; it’s a science’ mottosuna sahip kitabın yazarı John List'in Lyft'te 4 yıl ‘Chief Economist’ pozisyonunda çalıştığını belirtmeden geçmeyeyim. Lyft'ten önceki şirketi ise Uber. :) Şirketlerin, eğitim kurumlarının, komünitelerin, devletlerin kısaca organizasyonların başarılı olması hatta çok başarılı olmasıyla ölçeklenmesi çok farklı şeyler. Voltaj etkisi de ölçeklenmeyle ilgili bir kavram olarak öne çıkıyor. Peki nedir bu voltaj etkisi…
Kitabın sorduğu sorulardan biri; okul ve restoranlar örnekleriyle desteklediği şekilde başarının ürüne mi yoksa kişilere mi bağlı olduğu? Ölçeklenmek için kişi bağımsız ve ürün (ve süreç) odaklı bir büyüme motoruyla ilerlemek şart. John bu noktada bir de ürün ve süreçlerde ‘false positive’ etmenleri farketmek ve büyümeyi onlar üzerine inşa etmemenin gerektiğini söylüyor. John'a göre diversity yani çeşitlilik; çalışanlar, müşteriler, pazarlar, iş ortakları ve daha bir çok konu için oldukça önemli.
John'un Lyft'te yaşadığı bir tecrübe de ilginçti, sürücülere hem app içinden bahşiş verilmesi özelliğini açarak hem de saatlik ücretleri arttırarak daha fazla para kazandırmaya başlayan şirket, bir süre sonra şunu görüyor: sürücülerin ücret tarifesindeki değişim öncesi kazandığı gelir, ortalamada değişmemeye başlıyor. Sebebi ise daha fazla sürücünün sisteme katılması. Lyft gibi bir ölçeğe gerek de yok, kullanım sayıları arttıkça düşen dönüşüm oranları ve kullanıcının davranışsal değişimini eminim yer aldığınız projelerde bizzat siz de gözlemlemişsinizdir.
Daha önce Dijital Ürünler'de sık sık bahsettiğim Universal Basic Income (UBI) için John; küçük gruplar için evet başarılı olabilir, ancak ölçeklendiği noktada sorunlar artmaya başlayacak gibi bir yerden bakıyor.
Bu tarz kitap tanıtımı podcast'leri genelde ‘reklam’ ağırlıklı olsa da (kitabın pazarlama cümleleri ve hikayelerinin onlarca farklı yerde, tam olarak aynı şekilde geçiyor olması beni biraz rahatsız ediyor) bu bölüm güzeldi, ben kitaba geçmedim ama belki bölümü dinleyip siz geçersiniz…
UK'de hibrit çalışmanın büyük bir kitlede kalıcı olması ve gelir seviyesiyle doğru orantılı artması
İngiltere'nin açık veri politikası ve bu alandaki hassasiyetini daha önce yine bu satırlarda sizlere aktarmıştım. Hafta içinde okuduğum bir raporda İngiltere'nin ‘Office of National Statistics’ kurumu, remote work‘ün pandemi sonrası gidişatına dair önemli veriler paylaştı.
Bir anket ile hazırlanan çalışmaya göre İngiltere'de tablo şu şekilde:
  • Hibrit çalışanların oranı Şubat 2022'de Mayıs 2022'ye kadar %13'ten %24'e çıktı; evden çalışma oranı ise %22'den %14'e düştü.
  • Nisan 2021'den Şubat 2022'ye 'çoğunlukla evden, bazen de ofisten çalışma’ modeli %30‘dan %42'ye yükseldi. Aynı süre içinde tamamen evden çalışmaya dönenler, tamamen ofise geçenlerden daha fazla.
  • Pandemi öncesine göre hibrit çalışma %12'den %38'e çıkmış durumda.
  • Gelir seviyesi bir başka deyişle tecrübe yükseldikçe hibrit çalışma oranı da ciddi oranda artıyor. Benzer şekilde tamamen evden çalışma oranı da. Evden ya da hibrit çalışma kariyerinin başındaki ve sonundaki kişilerde; ortasındaki kişilere göre yine daha yüksek.
  • Tahmin edilebileceği gibi hibrit ve evden çalışma modeli en çok teknoloji, iletişim ve bilim alanlarında hakim olan bir anlayış. Bu modeldeki kişilerin en memnun oldukları şey ise iş-yaşam dengesinin iyileşmesi ve daha verimli/az bölünerek çalışma.
UK şirket çeşitliliği ve göçmen nüfusu ile tüm dünya için güzel bir örneklem kesinlikle. Türkiye'de 1. derece çevrem dışındaki durum nedir bilmiyorum ama özellikle yazılım ekiplerinde evden çalışma bir 'hijyen faktörü’ haline gelmiş durumda. Pandemi de tabir-i caiz ise bittiğine göre; iş koluna göre hibrit çalışma modelini kendine teknoloji şirketi diyen her şirketin az ya da çok belirli oranlarda uygulamayı denemesi ve bir altyapı/alışkanlık oluşturması artık şart gibi.
Neol: Web3 dinamiklerini de kullanan cohort-based öğrenme ve yetenek pazaryeri
ATÖLYE‘yi Dijital Ürünler okuyucularının bir çoğu biliyordur diye tahmin ediyorum. Neol ise ATÖLYE ekibinin bir bölümünün altında imzası olan merkeziyetsiz ve ’tokenized‘ edilmiş bir cohort-based öğrenme ve bağımsız yetenek platformu olarak tarif edilebilir. Bu iş için herhalde ATÖLYE ekibinden çıkması kadar iyi başka bir hikaye olamazdı, ’founder&problem fit‘ en üst seviyede. :) Sanırım Neol için ATÖLYE'nin dünya ölçeğinde ölçeklenebilir bir versiyonu diyebilirim.
Hafta içinde soft lansmanını yapan Neol, ilk cohort'unu da duyurdu: Community Design Sprint. Uzaktan ve üç hafta sürecek olan bu programda komünite inşa etmenin ve büyütmenin, ve bunu da etki odaklı yapmanın formülleri katılımcılarla masaya yatırılacak. Benim de katılım göstereceğim programa konuya ilgi duyuyorsanız göz atın derim.
Daha sonra yapacağı iki programı da (’Systems Design for Gender Equality‘ ve ’Communicating about Climate through Design‘) şimdiden duyuran Neol; programlara katılım için haftalık 6-8 saat vakit ayırma, prototip oluşturma yani elleri kirletmeye hevesli olma, beraber öğrenmekten ve geliştirmekten keyif alma gibi konuların altını çiziyor.
Dijital Ürünler'de cohort-based öğrenme ve çeşitli alternatif yetenek platformları üzerine çok sayıda farklı modeli geçmişte paylaşmıştım. Bu modellerin akıllıca bir birleşimini merkeziyetsiz, komüniteden beslenme ya da komüniteyi beslemenin tokenize edildiği bir şekilde ele alan Neol; kesinlikle adını sıklıkla duyacağımız bir şirket olacak.
Kişiselleştirilmiş e-postalar yazmanıza olanak tanıyan 'outreach' aracı: Reach
E-postalar ve LinkedIn benzeri platformlar ‘outreach’ ile günümüz dijital dünyası için bir cennet niteliğinde. Neredeyse sıfır pazarlama bütçesi ile potansiyel yatırımcılarınıza, çalışanlarınıza, iş ortakları ve müşterilerinize ulaşmanızı mümkün kılan outreach; doğru kurgu ile belirli bir ölçeye kadar kesinlikle ‘çalışıyor’. Hiç kuşku yok ki başarı için en önemli adımlardan biri de kişiselleştirme.
Hafta içinde denk geldiğim Reach; kişiselleştirilmiş metin yazma eforunuzu ciddi manada azaltma potansiyeline sahip. Manual olarak veya elinizde bulunan bir listeden eklediğiniz hedef kitleniz özelinde AI ile özelleştirilmiş bir metin oluşturan platform; bu metinleri CSV dosyası ile size vererek otomasyonunuza dahil etmenizi sağlıyor. Ek olarak follow-up mesajları için de özelleştirme yapabilen Reach; bu alanda efor harcayanlar göz atması gereken bir çözüm gibi duruyor.
Çok niş bir kitleniz var işinizi Reach'e bırakmadan metinlerle bizzat uğraşmanızı tavsiye ederim, ancak 100'lerce e-postadan oluşan bir
Dijital Ürünler - Yetenek Kolektifi ilanları
#117. sayıyı kapatmadan hemen önce; Dijital Ürünler - Yetenek Kolektifi’nde listenenen aktif iş ilanları aşağıdaki gibi. 
Kurucu ortağı olduğunuz veya bizzat çalıştığınız şirket için bir iş ilanı yayınlamak istiyorsanız buraya göz atabilirsiniz. Ayrıca ben ismimle veya anonim olarak yeni fırsatlara açığım diyorsanız da burada profilinizi oluşturabilirsiniz. Bu profil yalnızca Dijital Ürünler komünitesi içinden, onaylanmış şirketlerce görülebilecek.
  1. iOS / Android Developer - IBTech
  2. Backend Developer - Carla
  3. It Division Head - Tim
  4. Software Developer - Tim
  5. Founding Engineer ($3k-5k/mo + stock) - HockeyStack
Kapanış...
#116'yı bitirirken DeSoc (Decentralized Society) ve The Voltage Effect kavramlarından sonraki yer vereceğimden bahsetmiştim, DeSoc artık #118'ye kaldı. :)
E-bülteni ilgisini çekeceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla da paylaşmayı unutmayın.
21 Haziran Salı günü görüşmek üzere!
Sevgiler…
Did you enjoy this issue?
Erman Taylan

Ürün geliştirme, yazılım ve girişimcilik dünyası üzerine notlarım.

Her iki haftada bir Salı sabahları görüşmek üzere!

In order to unsubscribe, click here.
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here.
Powered by Revue
Beyoğlu, Istanbul