View profile

Dijital Ürünler #126

Dijital Ürünler
Dijital Ürünler #126
By Erman Taylan • Issue #137 • View online
Dijital Ürünler'in 126. sayısından herkese merhaba!
Elon Musk'ın -sonunda nihayete eren!- Twitter satın alması ve son 2 haftada yatırım alan girişimler gibi konuları değil; #125'ten bu yana gözüme takılan gelişme ve yenilikleri sizlere aktardığım bir sayıya daha hoş geldiniz. :) Elon Musk'ın Twitter satın alması demişken; ABD'nin başını çektiği yatırım ekosistemi hakkında güzel bir e-bülten meraklısına şurada (burada ve Dijital Ürünler'de de sıkça geçen A16Z de Twitter işleminde $400m ödedi).
Peki #126'da neler var;
  1. Instagram'ın (ve Facebook/Meta'nın) yeni duyurduğu NFT özelliğinin detayları ve düşündürdükleri…
  2. Google'ın web2 ile web3 arasında ‘bulut köprüsü’ olma arzusu
  3. AWS ve Google Cloud Platform'u bırakıp bulut altyapısını kendi geliştiren Basecamp, %60 gelir optimizasyonu yakaladı
  4. Web5 platformunda geliştirilen yeni dünyanın uygulaması: Zion (ve vadettiği paradigma değişimi)
  5. Şifresiz internet ne kadar mümkün: Passkeys
Dijital Ürünler'i iş arkadaşlarınızla paylaşmayı, e-postayı forward etmeyi unutmayın.
Dijital Ürünler - Yetenek Kolektifi‘nde de aktif altı ilan var;
Şirketiniz ya da içinde bulunduğunuz ekiplerin iş ilanlarını siz de Dijital Ürünler topluluğuyla paylaşmak için buyrunuz.
Keyifli okumalar!
Erman Taylan

Dünyanın en büyük sosyal ağı, NFT marketplace oluyor...
Instagram'ın çok sayıda ekran görüntüsü de içeren duyurusu için görsele tıklamanız yeterli
Instagram'ın çok sayıda ekran görüntüsü de içeren duyurusu için görsele tıklamanız yeterli
Instagram 100'den fazla ülkede aktif olacak NFT özelliğini duyurdu. Duyuruda NFT'lerden digital collectibles olarak bahsedildi. Bu arada sizler için ne kadar önemli bilmiyorum ama bu NFT yeniliği Facebook'ta da yerini alacak. :)
  • Artık Instagram'da Polygon (sonrasında Solana ve Flow desteği eklenecek) ağı üzerinde NFT mint etmek, yani NFT oluşturmak mümkün olacak. Yaratıcıların %5 ile %25 arasında royalty fee belirlemesine izin veren Instagram, 2024'e kadar satışlardan bir gelir elde etmeyecek. Tabii Apple durur mu, %30 komisyonunu almaya devam edecek.
  • Merkeziyetsiz veri saklama protokolü Arweave de NFT'lerin görsel ve video dosyalarını saklamak üzere Instagram'ın diğer iş ortağı oldu.
  • Görsel ve videodan oluşabilecek olan NFT'ler, in-app purchase ile direkt uygulama içinden satın alınabilecek.
  • Ek olarak Ethereum ve Polygon'da NFT sahibi olan Instagram kullanıcıları, cüzdanlarını bağlayarak Instagram'da NFT'lerini listeleyebilecek.
  • Cüzdan olarak ise MetaMask, Rainbow, Trust Wallet ve Coinbase Wallet desteklenecek. Instagram'da in-app purchase‘la satın alınan NFT'ler kripto cüzdanlar aracılığıyla kullanıcılarının kontrolüne geçebilecek. Solana'ın Phantom cüzdanı da ileride desteklenecek kripto cüzdanlar arasında.
  • Instagram'ın denemeye başladığı ücretli takip özelliği ise bu NFT yeniliği ile bir istisna olmazsa beraber çalışamayacak, örneğin 'yaratıcının şu NFT'sine sahip olursan sunduğu ücretli içeriğe de ulaşabilirsin’ gibi. Keza Apple geçtiğimiz haftalarda yayınladığı bir duyuru ile uygulama içlerinde NFT ile açılan (‘unlock’ edilen) herhangi bir özelliğe izin vermiyor.
Instagram'ın NFT yeniliği ABD'de, 13 yaratıcının dahil olacağı bir test süreciyle başlayacak. Diğer yandan OpenSea ile entegrasyon olsa da Instagram'ın NFT pazar yeri rekabetinde taşları yerinden oynatacağı bir gerçek. ‘Web3 native’ kitlenin ne kadar Instagram'a uyum sağlayacağı, ‘web2 kitlenin’ ne denli kalıcı olacağı bu noktada kritik. Instagram vs Snapchat veya Instagram vs TikTok‘ta olduğu gibi değil; web3 adaptasyonundaki başarısı platformun rekabette geri kalmamasından ziyade ileriye yönelik güçlü bir adım atmasını sağlayabilir.
Günlük yüz milyonlarca aktif kullanıcısı bulunan bir sosyal ağın NFT özelliği web3 adaptasyonu için de kuşkusuz önemli bir adım. Instagram'ın, e-bültenden defalarca altını çizdiğim gibi, dileyen kullanıcılarının kendi cüzdanlarıyla ve web3-native araçlarıyla bu özelliği kullanmasını sağlaması; diğer yandan buralara 'bulaşmayı’ düşünmeyenlerin de web2 araçlarıyla NFT özelliğini kullanabilir (NFT bariyeri ilk kez bu denli düşmüş olacak) olması çok önemli. Sahip olduğunuz NFT'lerin ‘VR sticker'larıyla’ hikaye atabilmek, profilinizde bu NFT'lere yer vermek, sanatçı ve içerik üreticilerine NFT açılımı için önemli bir yol açılması oldukça heyecan verici.
Instagram'ın ‘yaratıcıları destekleme’ motivasyonunu pazara giriş stratejisi olarak konumlandırdığı dünyada aslında yeni bir NFT pazar yeri doğuyor, üstelik 500 milyon günlük aktif kullanıcısı olan bir platform üzerinde. Kullanıcı metrikleri ve alışkanlıklarının bize ne göstereceği merak uyandırıcı. Tabii markaların da ne gibi yanlış çıkışlara imza atacağını merak etmiyor değilim. :)
Yukarıda web3-native kitlenin Instagram'a uyum sağlaması dedim ama mahremiyet ve merkeziyetsizliğe önem veren bir cüzdan sahibi Instagram'a cüzdanını bağlamaya sıcak bakmayabilir. Bu kitle için Instagram doğal olarak hedef kitlesinde de olmadığı için herhangi bir plan yapmamıştır. :)
Bakalım Snapchat ve TikTok neler yapacak, bakalım Instagram'ın bu hamlesi kullanıcılarında nasıl karşılık bulacak… Son olarak web3 hamlesi duyurulan büyük markaları da hatırlatmak gerekirse aklıma ilk gelenler: Starbucks, Instagram, Nubank, Mercedes-Benz…
Google'ın web2 ile web3 arasında 'bulut köprüsü' olma arzusu & Bugün cloud'u terketmek ne kadar mantıklı?
Web3 özelinde bakınca rakiplerinin gerisinde duran Google, GCP özelinde hafta içinde önemli yenilikler duyurdu. İlk olarak Google Cloud’s Blockchain Node Engine‘ını duyuran Google, sonra da Solana'da Google Cloud'un validator olduğunu açıkladı. Yeni yılla beraber Solana'da da GCP üzerinde node oluşturmak, BigQuery'de geriye dönük Solana ağı verilerine erişmek mümkün olacak.
2022 yılı başında bulut bilişim ekibinde ayrı bir blockchain takımı kuran Google, Layer Zero vizyonuyla bu alanda altyapı olarak ön planda olacağını işaret etmişti. Peki Google'ın Node Engine'i ne anlama geliyor? Kabaca merkezi yapılarda tek veritabanı, kontrolü tek bir şirkette olacak şekilde yönetiliyorken blockchain'de binlerce veri tabanı senkron şekilde aynı veriyi tutuyor ve ağın konsensusu da merkeziyetsiz olarak sağlanıyor. İşte bu binlerce veritabanından her birine kabaca node diyebiliriz. Yani örneğin Ethereum ağından bir yazma veya okuma işleme yapmak istediğinizde ağ üzerinde bir node'a ihtiyacınız oluyor. Kurulumu ve yönetimi 'çetrefilli’ olan bu node'ları Infura gibi web3'ün altyapı şirketlerinden bir servis gibi alabilmeniz mümkün. Google da bu alana giriyor ve blockchain'de işlem yapmak isteyen kurumlara, yani web2.5 ve web3 şirketlerine node yönetimini sunmaya başlıyor.
Solana'nın merkeziyetsizliği zaten tartışma konusuydu; Ethereum ve Solana'da Google'ın örneğin ağın %30'unu kontrol ettiği bir senaryo kuşkusuz merkeziyetsizlik konusunu da tekrar akıllara getiriyor. Bu arada halihazırda Ethereum'da zaten ağın önemli bir bölümü sayılı şirketçe valide ediliyor ve işleniyor. Bu felsefik tartışma bir yana (ki Google'ın duruşu kendi büyüklüğünün ‘şimdilik’ bir risk faktörü barındırmaması yönünde); Google'ın web2 ile web3 arasında bir köprü olma vizyonu oldukça akıllıca.
AWS ve Google Cloud Platformu bırakıp bulut altyapısını kendi geliştiren Basecamp, yüzde 60 gelir optimizasyonu yakaladı
Basecamp kurucu David Heinemeier Hansson, geride bıraktığımız hafta yaptığı açıklamada şirketinin bulut platformları kullanmayı bırakarak kendi bulut altyapısını inşa ettiğini, yılda $3m ödediği faturayı %60 oranında düşürdüklerini duyurdu. David ayrıca hızlı büyüyen, orta boyutlu teknoloji şirketleri için bulut platformlarını kullanmanın verimli olmadığını söyledi. Özellikle Basecamp gibi, kullanıcı bazı oturmuş, kullanım istatistikleri de üç aşağı beş yukarı belli olan bir şirketiniz varsa kuşkusuz bulutu bırakmaya cesaret etmek daha da kolay oluyor. Bulutun belirsizliğin yüksek olduğu iş modellerinde hala vazgeçilmez olduğu net bir gerçek.
Bu noktada hibrit bir çözüm yani AWS'in belirli servislerini kendi altyapınızla replace etmek bir başlangıç noktası olabilir. Ek olarak Basecamp gibi şirketlerin bulutu bırakmalarına veya hibrit düzene geçmelerine aracılık edebilecek bir startup fikriniz (fikri bulması en kolayı: elden çıkarılacak bilgisayarlar sahipleriyle bulutu bırakacak şirketleri bir araya getiren bir pazar yeri projesi) varsa eğer, iştahınız kabarabilir. Özellikle sadece 2022'de 100 binin üzerinde teknoloji şirketi çalışanının işten çıkarıldığı bugünün ekonomik koşullarında.
Hangi sayıda bulamadım, ama e-bültenin eski sayılarından birinde yine bu konudan bahseden, bulut platformları kullanmanın, belirli bir ölçekten sonra maddi olarak ciddi bir gelir optimizasyonu fırsatı barındırdığından bahseden bir Twitter thread‘i paylaşmıştım. Konu bir paradox, A16Z'nin bu makalesinde de detaylı açıklama mevcut. Ancak bu satırları okuyan hiçkimsenin tahmin ediyorum ki tersini denemeye cesaret edemeyeceği bir paradox, yine de paylaşmak ve üzerine düşündürmek istedim.
Web5 platformunda geliştirilen yeni dünyanın uygulaması: Zion
Jack Dorsey'nin 'RIP web3 VCs 🤫' ile duyurduğu web5 platformunun ilk örneği: Zion (açıklama için görsele tıklayabilirsiniz)
Jack Dorsey'nin 'RIP web3 VCs 🤫' ile duyurduğu web5 platformunun ilk örneği: Zion (açıklama için görsele tıklayabilirsiniz)
#118'de bahsettiğim gibi web3'e ‘mesafeli’ duruşuyla dikkat çeken ve web5 adını verdiği platform ile gündeme gelen Jack Dorsey, hafta içinde Zion'un yeni versiyonunu duyurdu. Bu arada Jack Dorsey, kurucusu olduğu Twitter'da çalışanların yarısıyla yollarını ayıran platformun yeni sahibi Elon Musk'ın bu hamlesine ‘evet sanırım şirketi olması gerektiğinden daha hızlı büyüttüm’ diyerek yanıt verdi. :) Neyse biz konumuza dönelim…
Merkeziyetsizliği, web3 dünyasının belki de en merkeziyetsiz uygulama örneği Bitcoin'den alan bir Decentralized Web Platform olarak tarif edebileceğimiz web5 ve Zion ne hayal ettiriyor:
  • Herhangi bir uygulamaya hesap yaratmadan giriş yapabilme
  • Örneğin bir mesajlaşma uygulamasından diğerine geçmek istediğinizde; aynı rehber ve arşivle bu geçişi anında yapabilme
Temelde internet üzerindeki kimlik, veri ve ödemeyi değiştirmek üzere yola çıkan web5; kimlik katmanında Zion'a girdiğinizde yeni bir DID (Decentralized Identifiers) oluşturuyor. Veri katmanında her kullanıcının ayrı bir DWN (Decentralized Web Node) ile tüm verisini uygulama bağımsız kendisinde tuttuğu; arayüz değişse de aynı veriyi başka bir uygulamada görmeye ve değiştirmeye devam edebileceğiniz bir dünya var. Ödeme katmanında ise Bitcoin'in en küçük parçası Satoshi kullanılıyor, ölçeklenme için üzerine uzun süredir çalışılan Lightning Network devreye giriyor.
(Bitcoin'de her yeni blok 10 dakikada bir üretiliyor, 1 megabyte ile içerisinde 3000 Bitcoin transferini saklayabiliyor. Yani saniyede 5 işlem (TPS) işlenebiliyor. Lightning ise bu sayının sonuna çok sayıda sıfır eklemeyi başarabilen (saniyede 1 milyon işlem) bir çözüm. Bu arada örneğin neden blok boyutu 10 megabyte olmuyor diyenleriniz için; bu durumda node (yukarıda Google'ın servisini çıkardığı node) sahibi olmak çok daha zor bir hale geliyor çünkü veri büyüyor, bu da merkeziyetsizlikten ödün vermek almanına geliyor.)
2017'de, blockchain'e ilk ilgi duymaya başladığım yıllarda buna benzer platformlar vardı, hatta yatırım da almışlardı. Böylesine büyük paradigma değişimleri biraz (!) zaman alıyor. Web5'in en büyük problemi bu dünyanın tamamen kendi içinde yaşanması. Şimdilik. Uzun vadede örneğin Twitter'ın isteyenlerin web5'de (Decentralized Web Platform) isteyenlerin web2'de kullanacağı versiyonu bürünmesi de olası.
Zion henüz kullanımda değil ama bu paradigma değişimini bu seviyede anlatması itibarıyla incelemeye kesinlikle değer.
Şifresiz internet ne kadar mümkün: Passkeys
iOS 16 ile birlikte duyurulan yeniliklerden biri olan Passkeys, aslında Google, Microsoft ve Apple'ın üçlü bir konsorsiyum ile arkasında durduğu bir teknoloji. Buradaki demo ile fikir sahibi olabileceğiniz Passkeys; özetle orta vadede hepimizin hayatına girecek cinsten; kullanımı kolay ve çok daha güvenli bir yöntem.
Şimdiden Hanko gibi oyuncuların geliştirici odaklı ürünlerini duyurduğu Paskkeys, ilk olarak iOS 16 sayesinde mass kitleye ulaşacak gibi duruyor, zira Google ve Microsoft henüz buraya dokunan bir ürün duyurmadılar. WebAuthn protokolü üzerine geliştirilen Passkeys, özellikle web ve mobil cihazları beraber desteklemesiyle öne çıkıyor.
Cihazda saklanan private key sayesinde tamamen güvenli olan Passkeys, Hanko gibi yeni servislerin hayatımıza girmesine ve konsorsiyumdaki devlerin daha da devleşmesine sebep olacak; kullanıcı deneyimini ise oldukça kolaylaştıracak gibi duruyor.
Kapanış...
Umarım buraya kadar keyifle okudunuz…
Dijital Ürünler'i ilgisini çekeceğine inandığınız arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın.
Bana ulaşmak için okuyor olduğunuz bu e-postaya yanıt vermeniz yeterli. Bir aksilik olmazsa 22 Kasım sabahında görüşmek üzere.
Sevgiler.
Did you enjoy this issue?
Erman Taylan

Ürün geliştirme, yazılım ve girişimcilik dünyası üzerine notlarım.

Her iki haftada bir Salı sabahları görüşmek üzere!

In order to unsubscribe, click here.
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here.
Powered by Revue
Beyoğlu, Istanbul